Kekemelik; kelimeler, sesler ya da hecelerin tekrarlanması, konuşma sırasında duraklama veya dengesiz konuşma hızı ile karakterize bir konuşma bozukluğu olduğu bilinmektedir. Kekeme insanların sosyal hayatında yaşadıkları sorunları. G.A. (54) ile konuştuk.

 Kekeme olmanın hayatını zorlaştırdığını düşünüyor musun?

Kekeme olmak hangi toplumda olursanız olun bir şekilde zordur. Nüfusun çok az bir kesimi olduğumuz için hep ötekileştirildik. Türkiye’de bu ötekileştirme o kadar fazla ki ben on yaşlarımda ateşli bir hastalık geçirdikten sonra kekemelikle tanıştım. Menenjit çok yaygın olmayan ama kalıcı hasar bırakan bir hastalık, bildiğim kadarıyla akılda ya da konuşmada kalıcı hasar bırakıyor. Ben o yaşlarda kullanmam gereken ilaçları kullanmadım, anneme içtiğime dair yalan söyledim ama ilaçları hiç içmedim. Bu yalan benim belki de hayatımın gidişatını değiştirdi kim bilir.  Şimdi ellili yaşlarımın ortasındayım, kırk yıl önceye gitsem ilaçlarımı içmekle kalmaz bununla kavga etmeği de bırakırdım çünkü insanlarla iletişiminde zaten zorluk yaşıyorken kendinle bile kavga ettiğinde bu zorlukla mücadele etmek güç oluyor.

Kavga etmeyi bırakırdım dedin peki hala kekemelikle ilgili aşamadığın şeyler var mı?

İnsan yaş aldıkça bazı şeylerin bilincine daha kolay varıyor ama hala aşamadığım bazı şeyler var tabi ki. Onlardan birisi, yeni insanlarla tanıştığımda içimden hep şunu düşündüm; karşımda ki kişi bu ne anlatıyor, hadi söyleyeceklerini bitir işimiz gücümüz var gibi cümleler aklından geçiriyor mu. Böyle dediğimde komik gibi gözüktü ama inan kaç yaşına gelirsen gel bazı şeyleri benimsemekte güçlük çekiyor.

Kekeme olmak seni diğer insanlara göre nasıl farklılaştırdı?

Kekeme olmak beni normal insanlardan daha çok hassas bir insana dönüştürdüğünü düşünüyorum. Her insan hayatında haksızlıklara, zor durumlara karşılaştığı durumlar olabiliyor benim başıma üzüleceğim bir şey geldiğinde bir şekilde kekeme olmama bağlıyordum. İnsanlar beni onlar kadar önemsemediğinde bunu kekeme olmama bağlamam gibi. Derdini bana anlatmadı benle paylaşmak istemedi çünkü benimle sağlıklı bir iletişim kuramayacağını düşündü dedim. Baktığımızda aslında bu düşüncem bazen doğruydu ama bazen de yanılmıştım. Yanılmam gerekir ki insanların bu kadar kötü düşünceleri, ayrımcılıklarla dolu olduğunu biliyor olmak benim içime daha da kapanmama sebep olacaktı.

Daha çok içine kapanmaktan bahsettin, içine kapanık biri misin?

Aslında bakarsan sevdiklerimle vakit geçirmeyi, gülmeyi, saatlerce konuşmayı çok isterim. Ama insanlarla konuşmaya çalıştığım zaman gözlerimin içine cümlemi bitirmem için sabırsızca baktıklarını hissediyorum. Bu da benim için daha az şey anlatmama neden oluyor. Kim ister ki hissettiklerini sadece kendine saklamayı, paylaşmak güzel bir şey yani insanlar benim cümlemi bitirmeme izin verseler söyleyeceklerimi bölmeyip cümlelerimi kendim tamamlama fırsat verseler daha özgüvenli olurum.

İnsanların cümleni tamamlaması sana iyilikten çok kötülük yapmış oluyor değil mi?

Evet, tabi ki. İnsanlar o kadar sabırsız ki birkaç saniye bile beklemeye tahammülleri yok. Sizin belki bir iki saniyede söylediğiniz şeyi benim on saniyede söylemem sorun haline geliyor. Bunun zorluğunu çevremde, en çok da okul hayatımda hissettim.

Okul hayatından biraz bahsedebilir misin?

Zor bir süreçti. Aslında okula gitmek, okumak çok istedim. Ne zaman bu konu aklıma gelse hala içim burkulur. Yaşıtlarımın uyguladığı zorbalığa çok dayanamadım. Okulu bırakıp dikiş kursuna gittim. O zamanların imkanlarıyla yapabileceğim, kendimi geliştireceğim çok alan yoktu. Ama çocuklarımın okuyup iyi yerlere gelmesi içimi rahatlatıyor açıkçası. Aamaan diyorum kısmetimde bu varmış.

Yaşıtlarının zorbalıklarından bahsedebilir misin?

Okulda çok başarılı bir öğrenciydim fakat arkadaşlık ilişkilerim pek öyle değildi. O yaşlarda insan bilinçli olamıyor ne yazık ki. Konuşurken bazen aşırı heyecanlandığım için benim taklidimi yapıp gülmeleri beni çok üzüyordu. Onlar gibi düşündüğümü, onlar gibi biri olduğumu ispatlamaya çalışıyordum sürekli. Fakat onlar benim iyi hissetmemi sağlamak yerine daha çok içime kapanmamı, kendimden nefret etmeme neden oluyorlardı.

Okul hayatında yaşadığın talihsizlikler olaylar kaderim buymuş kabullenmesi mi yaşattı?

 Kader, kısmet olayına tutunmak aslında çok önemli. Bir şeyi kabullenmek evet böyle oldu ama benim elimden bunu değiştirecek bir şey yok, reddetmek onla savaşmaya çalışmak körü körüne yenilmek. En iyi çözüm yolu kabullenmek olduğunu düşünüyorum. Başımıza kötü bir olay gelse hemen isyan eder bu benim başıma neden geldi, ben bunu hakkedecek ne yaptım deriz. Benim bunu dediğim anlarım çok oldu. Gizli gizli odanın köşesine gider kendime bu soruları sorardım. Zaten insan içine karışmayı hiç sevmezdim. Sosyalleşmek benim için kâbus gibi bir şeydi. Sokakta arkadaşlarımla oynamaz, kardeşlerimle bile kekeme olmamla alakalı hiç söz etmelerini istemezdim.

Kabullenmiş olmana rağmen insanların bu konu hakkında konuşmasından rahatsız oluyordun doğru mu?

Evet, doğru. Kekeme olmak görmemek, duymamak, yürüyememek gibi başımıza gelebilecek engeller. Bunu kabulleniyor olmak bunu sürekli dile getirmek olduğunu düşünmüyorum. Bilemem belki de tam olarak kabullenemedim kendimi kandırıyorumdur. Ama tüm sosyal yaşamımda yaşadığım sorunlar eskisi kadar beni incitmediğine eminim.