Bafra tarihi M.Ö. 5000 yıllarına kadar dayandığı biliniyor. Bu kadar eski bir yerleşim yeri olan Bafra’nın bilinmeyen geleneklerine ve doğal güzelliklerine baktığımızdaysa aklımıza ilk Çetinkaya Köprüsü geliyor. Bu köprü 15 Ekim 1937 yılında Kızılırmak Nehri üzerine yapılmış. 4 Kasım 1937’de ise açılışı yapılan bu köprünün gelenek haline gelmesinin nedeni Cumhuriyet yıllarında yapılması değil, acıklı bir hikâyeden geliyor oluşu.

Çetinkaya Köprüsü’nün acıklı hikayesi

Bafra’da yaşayan yöre halkı düğün zamanı konvoy rotasını bu köprüye göre belirliyor. Gelin ve damat köprüde durup nehre taş ya da bozuk para atıyorlar. Bu alışkanlığın gelenek haline neden geldiği soruları akıllara geliyor. Yıllar önce davul zurnayla bir gelin alayı atlarla köprüden geçerken eski ve tahtadan olan köprü yıkılıveriyor. Onca insan Kızılırmak Nehri’nin azgın sularında can veriyor bu olaydan sonra her düğün yapıldığında mutlaka bu köprüde durulup oynanıp dilekler dileniyor. Düğünlerden bahsetmişken gelin ve damat evinde yemekler yapılıyor ve dağıtılıyor. Bu dağıtılanlar arasında burada meşhur olan Bafra Pidesi de yer alıyor.

Meşhur Bafra Pidesi

Bafra Pidesi adeti öyle ki düğünlerin, cenazelerin, sünnet düğünlerinin, mevlitlerin ve pazar kahvaltılarının vazgeçilmezi haline geliyor. Kapalı kıymalı pide olan Bafra Pidesi, yöre halkının en çok tercih ettiği ikram olarak sofralarda yerini alıyor. Yolunuz buraya düştüğünde ise birçok pidecinin olduğunu görebiliyorsunuz. Çıtır Çıtır ve bol tereyağlı bu pide pazar kahvaltılarını süsler duruma geliyor.

Tatlı denince akla ilk gelen: Bafra Dondurması

Bafra Pidesi yedikten sonra üstüne bir de Bafra Dondurması yeme fikri hemen akıllarınıza gelebilir. Çünkü Bafra Dondurması Maraş Dondurması kadar bilinmese de tadı akıllarda kalıyor. 1962 yılından itibaren hizmet verdiği bilinen Balkaymak, Bafra ve Samsun’un diğer ilçeleri olmak üzere birçok yerde hizmet veriyor. Bafra Dondurmasını özel yapan şey ise sadece manda sütü ve bal kullanılması.

Bafra insanı özellikle Ramazan akşamları dondurma yemeğe çıkar ve cıvıl cıvıl sokaklarda vakit geçirirler fakat bu sene bu çok mümkün olamadı. Mümkün olamayan bir diğer şey ise sele sepet top kandil kutlamalarıydı. Her Ramazan ayının 14’ünü 15’ine bağlayan gecede sele sepet top kandil kutlamaları yapılıyor. Bu yıl pandemi şartlarından dolayı çocuklar ve Bafra halkı kutlamalara balkonlarından el sallayarak eşlik ettiler. Pandemi koşullarının öncesine gittiğimizde ise sele sepet zamanlarında çocuklar elllerinde el fenerleriyle şu maniyi söylemeye başlarlardı:
Mahallede şenlik var,
Bize geldi etraf dar,
Sele –sepetleri alın,
Çıkın yola ey çocuklar
Evlerinde oturan çocuklar sokağa davet ediliyor, peşinden maninin devamı olan
Haydi, hep gezelim
Şekerleri süzelim
5 / 8
Bu gece sele-sepet
Eylenelim, gülelim

Manisini söyleyerek kapı kapı gezmeye başlıyorlar ve evlere gidildiğinde ise şu maniyi söylemeye başlıyorlar
Sele-sepet top kandil,
Aç kapıyı ben geldim,
Ay da yıl da bir kere,
Kapına ben geldim.

Kapıları açan Bafra halkı gelen çocuklara şeker ya da para veriyorlar. Bafra halkının gelenek haline getirdiği bu eğlence günümüzde de devam ettiriliyor.

Sular altında kalan bir köy
Karadeniz’in incisi kabul edilen Samsun’unun Bafra ilçesi çok eski tarihlere dayanıyor. İlçenin adı M.Ö. 521 yıllarına kadar dayandığı yazılmakta. Bu kadar eski bir yerleşim yeri olan ilçenin efsaneleri de bir o kadar eskiye dayanıyor. Bafra’nın sular altında kalan bir köyü olduğu bilinmekte. Yöre halkı tarafından Batık Cami olarak bilinen yerin zamanında sular altında kaldığı ve sadece Cami’nin minaresinin gözükmekte. Efsanelere göre bir köy halkı sular altında kalıp hayatlarını kaybettiği yönünde ama o bölgeye baraj yapılmasından dolayı köy sular altında kaldığı hakkında da bilgiler yer alıyor.

‘’Kızımı bir çobana vermem’’
Baraj tarafından bahsetmişken şehrin bir başka efsanesi olan Kız Kayası’na değinmeden olmaz. Yıllar önce zengin bir ağanın kızı ve çobanın imkânsız aşkı bu efsanenin baş kahramanlarını oluşturuyor. Ağanın ‘’Kızımı bir çobana vermiyorum’’ demesi üzerine birbirine deli divane aşık çift ayrılıyor. Vedalaşmak üzere sürekli buluştukları yere gidiyorlar ve birbirlerini bir daha hiç görmüyorlar. Bir gün ağanın kızı buluştukları yere giderek Allah’a ‘’Allah’ım ona kavuşamayacaksam ya beni taş eyle buraya oturt ya da kuş eyle uçurt‘’ demiş ve ertesi gün orada koca bir kaya belirmiş. İşin garip kısmı ise ne zaman kayayı kaldırsalar ertesi gün kaya aynı yerinde beliriveriyormuş. Dilden dile yayılan bu efsane Bafra’ya yolu düşenlerin uğrak mekânı haline gelmiş.

UNESCO Dünya Kültür Mirası: Kuş Cenneti

Bir başka uğrak mekân ise Kuş Cenneti. Birçok kuş çeşidinin olduğu yer UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici listesine girmiş. Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti trafiğe kapalı bir alan olup gözlemevleriyle kuşları izleyebiliyor ,yeşilliğin içinde bisiklet turu yapma imkânı sağlıyor.